Phrasal verbs listesi: en sık 40 tanesi, anlam ve örnek
Bu yazıda
Phrasal verb, bir fiilin up, off, out, on gibi küçük bir kelimeyle birleşip yeni bir anlam kazandığı yapıdır: give "vermek", give up ise "vazgeçmek" demektir. Bu phrasal verbs listesinde günlük İngilizcede en sık karşına çıkacak 40 tanesini, kullanıldıkları duruma göre dört gruba ayırdık. Her satırda Türkçe anlam, bizim yazdığımız bir örnek cümle ve cümlenin Türkçesi var.
Liste fiile göre (bütün get'ler bir arada) değil, duruma göre sıralandı: sabah rutini, okul ve iş, insanlarla ilişkiler, yolculuk. Aynı durumda geçen fiilleri birlikte öğrenmek, onları gerçek bir anda hatırlamayı kolaylaştırır. Listeden sonra aynı fiilin farklı edatlarla nasıl anlam değiştirdiğini, sık yapılan dört hatayı ve 6 soruluk bir mini testi bulacaksın.
Phrasal verb nedir?
Phrasal verb, bir fiil ile bir ya da iki küçük kelimeden (edat ya da zarf) oluşan ve çoğu zaman parçalarından tahmin edilemeyen bir anlam taşıyan fiildir. British Council'ın dil bilgisi sayfasının dediği gibi, eklenen parça çoğu zaman fiilin anlamını değiştirir. look "bakmak" demektir; look after "bakmak, ilgilenmek" (bir çocuğa, bir hayvana), look up "sözlükte ya da internette aramak", look forward to "dört gözle beklemek" olur.
Türkçe konuşanlar için phrasal verb'ün iki zorluğu var:
- Türkçede karşılığı çoğu zaman tek bir fiildir. "Ertelemek" tek kelimedir, İngilizcede put off. Bu yüzden iki parçayı birlikte düşünmek alışkanlık ister.
- Parçaları ayrı ayrı çevirmek yanıltır. give up'ı "yukarı vermek" diye çözmeye çalışmak işe yaramaz. Anlamı bütün olarak öğrenmen gerekir.
Bazı phrasal verb'ler nesneyi ortalarına alabilir (turn the light off), bazıları alamaz (look after the baby). Nesne bir zamirse ve fiil ayrılabiliyorsa zamir mutlaka ortaya girer: turn it off, asla turn off it değil. Üç parçalı olanlar (come up with, look forward to) hiç ayrılmaz.
40 phrasal verb: duruma göre gruplanmış liste
Tablolarda kalın yazılan kısım phrasal verb'dür. Bazı fiillerin başka anlamları da var; burada en sık kullanılan anlamı verdik.
Günlük rutin ve ev (10)
| Phrasal verb | Anlam | Örnek | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| wake up | uyanmak | I usually wake up before my alarm. | Genelde alarmımdan önce uyanırım. |
| get up | (yataktan) kalkmak | I got up late and missed the bus. | Geç kalktım ve otobüsü kaçırdım. |
| turn on | (ışık, cihaz) açmak | Can you turn on the light? | Işığı açar mısın? |
| turn off | (ışık, cihaz) kapatmak | Don't forget to turn off the oven. | Fırını kapatmayı unutma. |
| put on | giymek, takmak | Put on your coat, it's cold outside. | Montunu giy, dışarısı soğuk. |
| take off | (giysi, ayakkabı) çıkarmak | We take off our shoes at the door. | Kapıda ayakkabılarımızı çıkarırız. |
| pick up | yerden almak | Can you pick up that pen for me? | Şu kalemi yerden alabilir misin? |
| run out of | (bir şey) bitmek, tükenmek | We've run out of milk again. | Yine sütümüz bitti. |
| throw away | (çöpe) atmak | I threw away my old notebooks. | Eski defterlerimi attım. |
| look for | aramak | I'm looking for my keys. | Anahtarlarımı arıyorum. |
Okul ve iş (12)
| Phrasal verb | Anlam | Örnek | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| hand in | teslim etmek | We have to hand in the project on Monday. | Projeyi pazartesi teslim etmemiz gerekiyor. |
| fill in (ABD: fill out) | (form) doldurmak | Can you fill in this form, please? | Şu formu doldurur musun? |
| figure out | çözmek, anlamak | I finally figured out the answer. | Sonunda cevabı çözdüm. |
| find out | öğrenmek, ortaya çıkarmak | I found out the exam date from a friend. | Sınav tarihini bir arkadaşımdan öğrendim. |
| carry out | yürütmek, yapmak | The team carried out a short survey. | Ekip kısa bir anket yaptı. |
| set up | kurmak | She set up her own company last year. | Geçen yıl kendi şirketini kurdu. |
| put off | ertelemek | Stop putting off your homework. | Ödevini ertelemeyi bırak. |
| catch up on | birikmiş işi halletmek | I need to catch up on my emails. | Birikmiş e-postalarımı halletmem lazım. |
| look into | incelemek, araştırmak | The manager will look into the problem. | Müdür sorunu inceleyecek. |
| come up with | (fikir, çözüm) bulmak | Mert came up with a great idea. | Mert harika bir fikir buldu. |
| point out | dikkat çekmek, belirtmek | My teacher pointed out a few mistakes. | Öğretmenim birkaç hatama dikkat çekti. |
| give up | vazgeçmek, pes etmek | Don't give up, you're almost there. | Pes etme, az kaldı. |
İlişkiler ve insanlar (10)
| Phrasal verb | Anlam | Örnek | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| get along (with) | iyi geçinmek | I get along well with my roommate. | Oda arkadaşımla iyi geçiniyorum. |
| break up (with) | (sevgiliden) ayrılmak | They broke up after two years. | İki yıl sonra ayrıldılar. |
| make up | barışmak | They argued but made up the next day. | Tartıştılar ama ertesi gün barıştılar. |
| look after | bakmak, ilgilenmek | Can you look after my cat this weekend? | Bu hafta sonu kedime bakabilir misin? |
| look up to | örnek almak, hayranlık duymak | I've always looked up to my older sister. | Ablamı hep örnek aldım. |
| let down | hayal kırıklığına uğratmak | Please don't let me down. | Ne olur beni hayal kırıklığına uğratma. |
| count on | güvenmek, bel bağlamak | You can always count on me. | Bana her zaman güvenebilirsin. |
| bring up | (çocuk) büyütmek | She was brought up by her grandparents. | Onu büyükannesiyle büyükbabası büyüttü. |
| grow up | büyümek | I grew up in İzmir. | İzmir'de büyüdüm. |
| hang out | takılmak, vakit geçirmek | We hang out at the café after class. | Dersten sonra kafede takılıyoruz. |
Dışarıda ve yolculukta (8)
| Phrasal verb | Anlam | Örnek | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| check in | (otele, havalimanında) giriş yapmak | We checked in at the hotel at noon. | Otele öğlen giriş yaptık. |
| check out | (otelden) çıkış yapmak | We have to check out by 11. | Saat 11'e kadar otelden çıkmamız gerekiyor. |
| set off | yola çıkmak | We set off early to avoid the traffic. | Trafiğe kalmamak için erkenden yola çıktık. |
| get on | (otobüse, trene) binmek | Get on the bus at the second stop. | Otobüse ikinci duraktan bin. |
| get off | (otobüsten, trenden) inmek | I get off at the next stop. | Bir sonraki durakta iniyorum. |
| drop off | (birini bir yere) bırakmak | Can you drop me off at the station? | Beni istasyonda bırakabilir misin? |
| break down | (araç, makine) bozulmak | Our car broke down on the motorway. | Arabamız otoyolda bozuldu. |
| eat out | dışarıda yemek | Let's eat out tonight. | Bu akşam dışarıda yiyelim. |
Aynı fiil, farklı edat: anlam nasıl değişir?
Aynı fiile farklı bir edat eklendiğinde anlam çoğu zaman tamamen değişir. Bu yüzden get, take, put, look gibi sık fiilleri tek anlamla değil, edatlarıyla birlikte öğrenmek gerekir. Dört fiilde fark şöyle:
| Fiil | Edatla | Anlam | Kısa örnek |
|---|---|---|---|
| get | get up · get over · get on | kalkmak · (hastalık, üzüntü) atlatmak · binmek | She got over the flu. (Gribi atlattı.) |
| take | take off · take after · take up | çıkarmak; (uçak) kalkmak · birine çekmek · bir uğraşa başlamak | He takes after his father. (Babasına çekmiş.) |
| put | put on · put off · put up with | giymek · ertelemek · katlanmak | I can't put up with this noise. (Bu gürültüye katlanamıyorum.) |
| look | look for · look after · look up · look forward to | aramak · bakmak, ilgilenmek · (sözlükte) bakmak · dört gözle beklemek | I'm looking forward to the holiday. (Tatili dört gözle bekliyorum.) |
take off tek başına bile iki anlam taşır: Take off your jacket. (Ceketini çıkar.) ve The plane took off at nine. (Uçak dokuzda kalktı.) Hangisi olduğunu cümlenin geri kalanı söyler.
En sık karışan 4 çift
- get over ↔ get through. İkisi de "atlatmak" diye çevrilir ama zamanları farklı. get through zor bir dönemin içindeyken ona dayanmaktır: We got through the exam week somehow. (Sınav haftasını bir şekilde atlattık.) get over ise zor şey bittikten sonra etkisinden kurtulmaktır: It took him months to get over the breakup. (Ayrılığı atlatması aylar sürdü.) get through telefonda "ulaşmak" da demektir: I called twice but couldn't get through.
- get on ↔ get along. "İyi geçinmek" anlamında ikisi de doğru; Cambridge'e göre get on bu anlamda daha çok İngiliz İngilizcesinde kullanılır. get on aynı zamanda "binmek" ve "devam etmek" (Get on with your work.) demektir; emin değilsen "iyi geçinmek" için get along with her iki İngilizcede de güvenli.
- take off ↔ put off. Sesleri benzer, anlamları uzak: The plane took off. (Uçak kalktı.) · We put off the trip. (Geziyi erteledik.)
- take up ↔ put up with. take up yeni bir uğraşa başlamak, put up with sevmediğin bir şeye katlanmaktır: I took up running. (Koşmaya başladım.) · I put up with the noise. (Gürültüye katlandım.)
Phrasal verb çalışırken 4 hata
- Parçaları ayrı ayrı çevirmek. give up "yukarı vermek", put off "kapalı koymak" değildir. Phrasal verb'ü deftere tek bir kelime gibi, bütün olarak yaz ve anlamını da bütün olarak öğren.
- Zamiri yanlış yere koymak. Ayrılabilen bir phrasal verb'de nesne zamirse ortaya girer: ✗ Turn off it. ✓ Turn it off. ✗ Pick up me at six. ✓ Pick me up at six. Deftere turn sth off diye, nesnenin yerini gösterecek şekilde yazmak bu hatayı önler.
- Üç parçalı fiilde son parçayı unutmak. ✗ I'm looking forward the trip. ✓ I'm looking forward to the trip. Buradaki to bir edattır; arkasından fiil gelecekse -ing alır: ✓ I'm looking forward to seeing you.
- Tek anlam ezberleyip geçmek. pick up hem "yerden almak" hem "birini arabayla almak" demektir: I'll pick you up at the airport. (Seni havalimanından alırım.) Yeni bir anlamla karşılaşınca aynı satıra ekle; iki ayrı kelime gibi öğrenmeye çalışma.
Nasıl ezberlenir: gruplama ve cümle
Phrasal verb'leri ezberlemenin en işe yarar yolu, onları bir durumla ve bir cümleyle birlikte öğrenmektir. Yukarıdaki listeyi bunun için duruma göre grupladık. Pratikte şöyle çalışabilirsin:
- Bir grup seç, gerisini bırak. Bir oturumda 40 fiil değil, tek bir grup (ör. "Dışarıda ve yolculukta", 8 fiil) yeter.
- Kendi cümleni kur. I grew up in İzmir cümlesini kendi şehrinle yaz. Kendi hayatından bir cümle, kitaptaki cümleden daha kolay akılda kalır.
- Türkçeden İngilizceye sına. "Ertelemek" gördüğünde put off'u bulabiliyor musun? Phrasal verb'lerde zor olan yön budur, çünkü Türkçede tek fiil vardır.
- Karşıtları yan yana koy. turn on / turn off, get on / get off, put on / take off, check in / check out. Biri aklına gelince diğeri de gelir.
- Edatın sık taşıdığı anlama bak. Edat her zaman tahmin edilemez, ama bazı anlamları sık taşır. Bunları tanımak, yeni bir phrasal verb'ü hatırlamayı kolaylaştırır:
| Edat | Sık taşıdığı anlam | Örnekler |
|---|---|---|
| up | artma; bitirme | turn up (sesi açmak), use up (tüketmek) |
| down | azalma; yazıya geçirme | turn down (sesi kısmak), write down (not etmek) |
| out | tükenme; ortaya çıkarma | run out (bitmek), find out (öğrenmek) |
| off | durdurma; ayrılma | switch off (kapatmak), set off (yola çıkmak) |
| on | devam | carry on (devam etmek), keep on (sürdürmek) |
| back | geri | call back (geri aramak), give back (geri vermek) |
Bu bir kural listesi değil, ipucu listesi: give up ya da make up gibi pek çok fiilde edatın anlamı açıkça görünmez.
Haftalık bir düzen istersen yeni fiilleri iki gün phrasal verb → anlam yönünde, sonraki iki gün anlam → phrasal verb yönünde çalış; hafta sonu yalnız bilemediklerine dön. Yazarak çalıştığın gün edatı da kendin yazmak zorunda kalırsın; put off ile put up with'i karıştırmayı en iyi bu yakalar.
Kelime seçme, örnek cümle yazma ve tekrar düzeni için genel yöntemleri İngilizce kelime nasıl ezberlenir? yazısında anlattık.
Bu listedeki fiilleri telefonda çalışmak istersen onları kendi İngilizce defterine eklemen yeterli; her birine anlamını ve buradaki gibi bir örnek cümle yazabilirsin. Nereden başlayacağını bilmiyorsan Dil Defteri'nin İngilizce kursu da bir başlangıç noktası: A1'den C2'ye 662 kelime, 49 ünite, her kelimede örnek cümle. Bir ünitenin kelimelerini tek dokunuşla defterine ekleyebilir, ünite testini %70 ile geçince sıradaki üniteye geçebilirsin. Ayrıntılar Özellikler sayfasındaki kurslar bölümünde.
Mini test: 6 boşluk doldurma
Boşluğa listedeki hangi phrasal verb gelir? Zamanı ve yapıyı cümleye göre ayarla. Cevaplar altta.
- I can't find my phone. Can you help me ___ it?
- We've ___ coffee. Can you buy some on your way home?
- The meeting has been ___ until next week.
- Please ___ your phones during the exam.
- My grandmother ___ me when my parents were at work.
- It took me an hour to ___ how the new printer works.
Cevaplar
- look for (aramak)
- run out of (bitmek, tükenmek)
- put off (ertelemek)
- turn off (kapatmak)
- looked after (bakmak, ilgilenmek)
- figure out (çözmek, anlamak)
Sık sorulan sorular
Phrasal verb ile normal fiil arasındaki fark ne?
Normal fiil tek başına anlam taşır: continue "devam etmek". Phrasal verb ise bir fiil ile bir ya da iki küçük kelimenin birleşimidir ve anlam çoğu zaman bu birleşimden gelir: go on de "devam etmek" demektir. Günlük konuşmada phrasal verb çok doğal durur; resmî bir yazıda ise tek kelimelik karşılığı (continue, postpone) çoğu zaman daha uygun düşer.
Kaç phrasal verb bilmem gerekir?
Kesin bir sayı yok. Günlük konuşmayı ve dizileri takip etmek için bu listedeki kadar sık kullanılan fiillerle başlamak iyi bir hedef. Önemli olan sayı değil, bildiğin fiilleri doğru edatla ve doğru yapıyla kullanabilmek. Yeni fiilleri okurken ve izlerken karşına çıktıkça ekle.
Phrasal verb'lerin edatları bir kurala göre mi seçilir?
Bazı edatların sık görülen bir anlam eğilimi var: up çoğu zaman tamamlanmayı (eat up, fill up), off ayrılmayı ya da durmayı (turn off, set off) çağrıştırır. Ama bu bir kural değil, ipucu. make up ya da give up gibi pek çok fiilde anlamı tek tek öğrenmek gerekir.
Phrasal verb listesi PDF olarak var mı?
Bu yazıdaki 40 phrasal verb tablo olarak sayfada duruyor; tarayıcının yazdırma seçeneğiyle kâğıda ya da PDF'e alabilirsin. Kendi defterine geçirmek istersen dört sütun yeter: phrasal verb, anlam, kendi örnek cümlen ve Türkçesi.
Kaynaklar
- British Council LearnEnglish, Phrasal verbs (ayrılabilen ve ayrılamayan phrasal verb'ler, zamirin yeri): learnenglish.britishcouncil.org (kontrol: 30 Eylül 2026)
- Oxford Learner's Dictionaries, phrasal verb anlamları (listedeki 40 fiil ve get over, take after, take up, put up with, look up, look forward to): oxfordlearnersdictionaries.com (kontrol: 30 Eylül 2026)
- Cambridge Dictionary, get on, get along, get through (kullanım ve bölge notları) ile up, down, out, off, on, back maddeleri: dictionary.cambridge.org (kontrol: 30 Eylül 2026)